Vestibüler organların kanlanması labirentin arterinden sağlanır. Labirentin arter, anterior serebellar arter, inferior serebellar arter ve basiller arterden köken alır. İki dala ayrılır.

İlk dalı olan anterior vestibüler arter; utrikul, anterior ve horizontal semisirküler kanalı besler

İkinci dal olan koklear arter ikiye ayrılır. Bu arter de koklea, sakkul, anterior, posterior ve horizontal semisirküler kanalı besler.

görsel
Meslek hayatımızda bir çok kez işitme engelli insanlar karşılacağız. Bizzat şahit olduğum bir durumda işaret dili bilmemek oldukça üzmüştü beni; böyle bir duruma düşmeme için hemen buradan kaydolun.
Pediatrik odyoloji nin görevi tam olarak ne oluyor işitsel rehabilitasyondan tek farkı rehabilitasyonu sadece çocuklara yapilmasımi
Semisirküler kanallarda algılayıcı organel kupuladır ve ampulla adı verilen şişkin bölgede konumlanmışlardır. Semisirküler kanallarda bulunan reseptör hücreler, crista adı verilen yapı üzerinde konumlanmıştır. Kupula adı verilen yapı, cristanın üzerini tamamen kaplayarak sıvı geçirmez bir ortam oluşturur.

görsel


Endolenfin kupulayı hareket ettirmesi sonucu sterosiliaların kinosilyuma doğru eğilmesi uyarılmaya (eksitasyon), kinosilyumdan diğer tarafa doğru eğilme hareketi ise inhibisyona sebep olur. Sterosilyaların kinosilyuma doğru olan bu hareketi tüy hücre membranlarında depolarizasyonu ve vestibüler afferent fibrillerin ateşlenmesinde artışı sağlar. Buna karşın bunun tam tersi bir hareket tüy hücre membranlarında hiperpolarizasyona sebep olarak vestibüler afferent fibrillerde ateşlenmenin azalmasına sebep olur.

görsel


Sterosilyaların kinosiyuma eğilmesi sonucu K kanalları açılır. Hücre içinde depolarizasyon olur. Voltaj bağımlı Ca kanalları açılır. Sinaptik aralığa glutamat salınımı olur. Afferent sinir uyarılır. Bunun tam tersi hücre dışına K iyonlarının çıkması ve kanalların kapanması sonucu hücrede hiperpolarizasyon olur ve hücre inhibe olur.

Semisirküler kanallarda uyarılma karşı kulakta aynı düzlemde yer alan konumdaki eşi ile birlikte değerlendirilir. Buna göre horizontal kanallar aynı düzlemdeyken, bir kulağın anterior kanalı ile karşı kulağın posterior kanalı aynı düzlemde olur. Afferent yollardaki çaprazlaşmalar sayesinde bu kanallar sürekli bağlantı halindedir.
Odyoloji bölümünü bitirdikten sonra ses konuşma bozukluğu üzerine yüksek lisans yaparak rehabilitasyonda dil ve konuşma terapistleri gibi çalışabilmekteyiz. Peki devlet hastanelerine dil terapisi alanında atanabilir miyiz? Bilgisi olan arkadaşlar lütfen bilgilendirebilir misiniz bu konuda çok bilgim yok .
bu siteyetıklayarak açılan sayfada arama kısmında pubmed ya da başka mecralardan bulduğunuz makalelerin doi numarasını girerek. ücretli makalelerin full haline ücretsiz ulaşabilirsiniz.
kbb profesörü.

eskişehir osmangazi üniversitesi, tıp fakültesi kulak burun boğaz hastalıkları ana bilim dalı öğretim üyesi.

camianın en renkli simalarından birisi. daha çok rinoplasti ile adından söz ettirir. bir rivayete göre alanında yurt dışı seminerlere katılma rekoru ondadır.

kişisel web adresi: Cingi
Türkiye şartlarında iki meslek çokta farklı sayılmamakta. Halbuki biri lisans iken diğeri önlisans. Farklı sayılmamasının sebepleri arasında odyolog meslek tanımının tam olarak oturmamış olmasıda var elbette. ama bence en önemli etken türkiyedeki işverenlerin az parayla çok iş yapmaya çalışmasıdır. Adam odyolog almak yerine odyometrist alıyor hem düşük ücret veriyor hemde odyometristin tanımında olmayan şeyleri ona yapmakta; sekreterlik, temizlik gibi. bu kadar yoğun çalışma içerisinde bir asgari ücret veya asgari ücretin 100-200tl üzerinde maaşlar vermekteler. bu ücretlere yol yemek dahil değil tabii ki de. işitme cihazı sektöründe patronlar nasıl daha büyük havuzlu bir villa almayı düşünürken çalışanları ay sonunu nasıl getireceğini düşünmekte. bu durum sadece odyometristler için geçerli değil tabii bir çok meslek grubunda bu olay var. odyologlar dahil. nasıl daha iyi hale getirebiliriz bilmiyorum ama sorun açıkça ortada.
merhaba sevgili odyologlar bugun size rehabilitasyon merkezlerinde vermiş olduğunuz işitme eğitimi modülünün ne olduğunu açıklamaya çalışacağım. öncelikle işitme eğitimi modülünün temel amacı nedir ? basitçe işitme becerisini geliştirebilmedir.

Peki bu işitme eğitimi kapsamında neler hedefler ve neler yapmalıyız? Aşağıda sırlandığı gibi odyologlar işitme cihazlı ya da koklear implantlı bireye işitme eğitimi sonucunda aşağıdaki hedefleri gerçekleştirmiş olmalıdır. bu hedefler:

1. Sesi fark eder.
2. Sesin benzerliklerini ve farklılıklarını ayırt eder.
3. Sesin inceliğini, kalınlığını ayırt eder.
4. Sesin uzunluğunu, kısalığını ayırt eder.
5. Çevresel sesleri tanır.
6. Konuşma seslerini tanır.
7. Söylenen kelimeleri tanır.
8. Söylenen yönergelere uyar.
9. Dinlediği hikâye ile ilgili sorulara doğru tepki verir.
10. Sessiz ve gürültülü ortamlarda konuşmayı takip eder.

Bu hedefleri kısaca açıklamaya çalışalım:

Sesi fark eder? Burada ne anlatmak istiyoruz?
sesi fark etme, sesin varlığı ve yokluğuna tepki verme yeteneğidir. sesi fark etme becerileri desteklenen birey aynı zamanda işitsel dikkatini de geliştirir. sesi fark etme çalışmalarında, bireyin sese kendiliğinden tepki verebilmesi için öncelikle çeşitli seslere karşı şartlanması gereklidir. bireyin sese şartlanmasında, bireyden sesi duyduğunda davranışsal olarak bir tepki vermesi ve/veya bunu tekrar etmesi istenmelidir (sesi duyduğunda küpleri sepete atması gibi). birey, sese şartlanma çalışmaları sonrasında sese kendiliğinden tepki vermeye başlar.

Sesi ayırt eder? Peki burada ne anlatmak istiyoruz?

sesi ayırt etme, iki veya daha fazla ses uyaranı arasından benzerlikleri ve farklılıkları algılama becerisidir. bireyin telefon sesini dinledikten sonra verilen ikinci sesin aynı ya da farklı olduğunu ayırt etmesi, bu beceriye bir örnek olarak verilebilir.
daha önce işitme eğitimi modülünü açıklamıştım (*) şimdi sıra dil eğitimi modülünde.

neden dil eğitimi modulüne ihtiyaç vardır? kim verir? nasıl verir? gibi sorulara yanıt vermeye çalışalım.

i̇şitme engelli bireylerin hepsi normal dil ediniminde görülen kurallar sistemi ile dili geliştirmektedir. dolayısı ile onların dili en iyi şekilde “gecikmiş’’ olarak tanımlanabilir. bu nedenle işitme engelli bireyin dili edinebilmesi için normal dil gelişiminin basamakları izlenmelidir. bu basamaklar; söz öncesi dönem, tek sözcüklü dönem, art arda sözcüklerin sıralandığı dönem, iki sözcüklü dönem, üç ve daha fazla sözcüklü dönem olarak sınıflandırılmaktadır. i̇şitme engelli bireyle yapılan çalışmaların bu hiyerarşi içinde yapılması gerekmektedir. örneğin, birey tek sözcüklü dönemde ise bir sonraki döneme ulaştırmaya yönelik çalışmalar planlanmalıdır. aileye de birey ile iletişimlerinde iki sözcüklü ifadelere daha çok yer vermesi yönünde uyarılar yapılmalıdır.

birey sözcük üretmeden önce konuşma seslerine benzer sesler çıkararak, hecelemeler yaparak sesli anlatımlarda bulunur. konuşma seslerine benzer sesler çıkarma çalışmaları yapılırken ses oyunları aracılığıyla bireyin kendi çıkardığı sesleri fark etmesi ve uygulayıcı tarafından bireyin çıkardığı seslerin pekiştirilmesi sağlanmalıdır (oyuncak bebeğe mama yedirirken çıkarılan mmm, mam-mam gibi ses oyunlarının yapılması vb.). uygulayıcı farklı ritim, tonlama ve vurgu gibi ses ve konuşma özelliklerini bireye kazandırma amaçlı çeşitli ses oyunları geliştirmelidir. bu şekilde işitsel uyaranlar alan bireyin ses çıkarımı artacak ve çeşitlenecek, aldığı geri bildirimler çıkardığı sesin kalitesini artıracak ve ileride daha anlaşılır konuşma kazanmasına destek olacaktır.

ayrıntılar için
Misfonya Jastreboff tarafından adlandırılmıştır. Misfonya işitsel kökenli bir rahatsızlık olup, beynin sempatik sinir sistemi ve duygusal değerler ile ilgili işlemler yapan kısımlarını etkilemektedir. Hiçbir zaman psikolojik veya fizyolojik bir rahatsızlık olarak tanımlanmamıştır. Bu sebeple ruh sağlığı alanında çalışan hekimler misfonya araştırmalarını yaparken sınıflandırma ile ilgili çelişkiler yaşamaktadır.

Yayınlanan makalelerde misfonya sınıflandırılmasında kesin karara varılamamıştır. Bu durum rahatsızlığı bulunan kişilerin kafasını karıştırmaktadır. Yakın zamanda varılan fikir birliği ile misfonyanın psikolojik bir rahatsızlık olmadığına inanılmaktadır.

Misfonya’nın sınıflandırılmasında izlenebilecek en iyi yöntem, nörofizyolojik bir rahatsızlığın psikolojik yansımaları şeklindedir. Daha da özele inilecek olursa, misfonya rahatsızlığı bulunan bireyler, belirli desendeki seslere negatif duygusal reaksiyonlar vermekte, otonom sinir sistemi uyarılmaktadır.

Misfonya tedavisinde herhangi bir yasal tedavi metodu olmasa da multidisipliner yaklaşımların hastalara yardımcı olduğu görülmüştür.

Odyologlar, misfonya hastalarının tanılanmasında ve diğer işitsel problemlerin anlaşılmasında bu multidisipliner yaklaşımda yer almaktadırlar. Odyologlar aynı zamanda hastaları açık uygulama (open-fit) tarzı cihazlar kullanmaları konusunda yönlendirerek gerekli habituasyon sağlamakta, hangi sesleri ne zaman maskelemeleri gerektiği konularında yardımcı olmaktadır.

Psikologlar ise bu hasta grubunda misfonya ile mücadelede baş edebilme becerileri ve stratejileri geliştirmeye yönelik çalışmalar yapmaktadır.


Misfoni hastaların yönlendirilmesinde klinisyenlerin hastalara şu gibi faydaları dokunmaktadır:

Rahatsızlığın anlaşılması
Rahatsızlık başladığında gürlüğün azaltılması ve sürenin kısaltılması
Misfonya ya bağlı stres ve duygusal gerilimin azaltılması
Yaşam stili ve uyku düzeninin düzenlenmesi
Akademik ve sosyal fonksiyonların arttırılması
Aile içi misfonyaya bağlı gerilimlerin azaltılması.
Sonuç
Misfonyanın nöropsikolojik bir rahatsızlık olduğu ve duygusal etkileri sebebiyle odyoloji uzmanının yanı sıra psikolog eşliğinde tedavi edilmesi önemlidir. Misfonyanın multidisipliner yaklaşım ile daha kolay tedavi edileceği unutulmamalıdır.
Merhaba değerli odyogram ailesi. sizinde bildiğiniz gibi 10 ekim dünya odyologlar günü yaklaşıyor. Bu konuda farkındalık yaratmak için etkinlikler yapmayı planlıyoruz. açıkçası neler yapabileceğimize dair bizim de pek bir fikrimiz yok. bu konuda fikri olanlar bu başlık altında entry girişi yapabilirse biz de bu etkinliklerin uygulanması için hertürlü desteği sağlamak için gayret göstereceğiz. ayrıca mesleki statümüzün ilerlemesinde bir adım atmış oluruz.
mesleğimizi icra ederken belki en önemli alanlardan biri pediatrik odyoloji olacaktır. çünkü biliyorsunuz ki 'her çocuk özeldir'. bu alanda ilerlemek isteyenler için bir kitap tavsiyem olacak. kitap ingilizce çevirisi henüz mümkün değil. ingilizce olsa dahi mutlak bir göz gezdirin en azından. birde unutmayın odyolog olacağım diyorsanız ingilizce şart. Kitap indirme bağlantısı buradadır.
Evet gel gelelim kurufasulyenin faydalarına. binlerce genci odyolojik yapan haber başlığı '7000 TL Maaşla Odyolog Aranıyor'... buna inanıp geldim demeyin arkadaşlar bu maaşlar gerçekti ve veriliyordu taaa ki birileri bu mesleğin içine s*çana kadar. Evet sıçtılar bunun başında bazı dinozorlar var...bu dinozorlar villalarında keyif yaparken olan gencecik hayatlara oldu..15-20k sıralama ile alan bölüm 300k ya çıktı, diyeceklerim bu kadar hakim bey.
bir grup gencin odyoloji ve odyologlar adına bir şeyler başarmak adına bir araya geldiği ve ilerde büyük işler başaracağına inandığım bir topluluk. bu hesaptan kendileriyle iletişime geçebilirsiniz hesap
Kemik labirent, 3 adet semirsirküler kanal, koklea ve vestibulumdan oluşur. Semisirküler kanallar, anterior, posterior ve lateral düzlemde olup, açısal baş hareketlerine bağlı cevap oluşturmak amacıyla 3 farklı düzlemde konumlanmıştır. Otolit organlar ise başın doğrusal ve yerçekimine karşı pozisyonuna göre konumlanmıştır.

Birbirleriyle karşılaştırıldığında ise horizontal semisirküler kanal ile utrikül, nazo-oksipital eksenden 30 derece yukarıda birbirine benzer konuma sahiptir. Buna karşın sakkul ile anterior semisirküler kanal ise utrikul ve horizontal semisirküler kanala neredeyse dik olacak şekilde birbirine benzer bir düzlemde konumlanmıştır.

Kemik labirent içerisinde perilenf denilen çoğunluğunun kandan, bir kısmının ise beyin omirilik sıvısından oluştuğu düşünülen sodyum konsantrasyonu yüksek bir sıvı bulunmaktadır. Perilenf, koklear aqueduct sayesinde beyin omurilik sıvısıyla bağlantı halindedir. Bu sayede bu sıvıyı etkileyen herhangi bir bozukluk örneğin lumbar bir hasar aynı zamanda iç kulağı da etkileyebilir.