imkanları olağanüstü. hasta popülasyonu enfes. ama sorun şu ki 390 kodlu stajyer iseniz sadece vestibüler, işitme cihazı ve koklear implant odalarına tek girebiliyorsunuz. aklınıza gelebilecek diğer tüm kısımlara giremiyorsunuz(*, **). oraya gidecekler bunu göz önüne alarak gitsin.

*odyo dahil.
**çok istekli olur ve bu isteğinizi ordaki hocalara hissettirirseniz işler değişebiliyor.

Ek olarak: normalde stajyer parası almanız gerekirken almıyorsunuz hatta hastane müdürlüğündeki sekreter kadından 'biz para vermiyoruz ister gelin ister gelmeyin, cimere başvursanızda boş' gibi bir şey duymanız muhtemel.

    390 kod başında ‘3’ 3.sınıf demek ‘90’ ise dışardan gelen yani Hacettepe Üniversitesi dışındaki üniversiteler. 90 nın tam anlamı o olmayabilir ama bence o .s
rehabilitasyon merkezlerin biz odyologların tam olarak konumu nedir... kötü olan şartları nasıl iyileştirebiliriz? aynı işi yapıp neden 2 kat daha az ücretle çalışıyoruz?
1.Zorunlu yaz stajı için yer var mı bu pandemi döneminde?
2.Hangi kurumlar, firmalar daha olumlu bakar stajyere?
3.Koklear implant firmalarında staj yapabilmek için ne yapmak gerek?
Daha önce böyle bir tecrübesi olan var mı?
4. Rehabilitasyon merkezinde staj yapmanın artıları eksileri nelerdir?
Okulumuzun hastanesi hariç bir hastanede zorunlu yaz staj yapmak için neler yapmalıyız?
Başlıktada gördüğünüz gibi işitme cihazı merkezlerine odyolog zorunluluğu gelmesi için CİMER’e dilekçe yazmayı düşünüyorum. bu konuda daha fazla ne yapabiliriz fikriniz var mı?
Sağ kulakta hafif derecede yüksek frekanslara doğru artan mikst tipte işitme kaybı mevcut olup, sol kulakta çok ileri derecede SNİK mevcut odyogram üzerinde nasıl doldurulur
İşitsel deprivasyon(yoksunluk) yani işitmenin santral yolaklarının nerdeyse her bir segmentinde dejenarasyonlara neden olmasıdır. kaynak
Misfonya Jastreboff tarafından adlandırılmıştır. Misfonya işitsel kökenli bir rahatsızlık olup, beynin sempatik sinir sistemi ve duygusal değerler ile ilgili işlemler yapan kısımlarını etkilemektedir. Hiçbir zaman psikolojik veya fizyolojik bir rahatsızlık olarak tanımlanmamıştır. Bu sebeple ruh sağlığı alanında çalışan hekimler misfonya araştırmalarını yaparken sınıflandırma ile ilgili çelişkiler yaşamaktadır.

Yayınlanan makalelerde misfonya sınıflandırılmasında kesin karara varılamamıştır. Bu durum rahatsızlığı bulunan kişilerin kafasını karıştırmaktadır. Yakın zamanda varılan fikir birliği ile misfonyanın psikolojik bir rahatsızlık olmadığına inanılmaktadır.

Misfonya’nın sınıflandırılmasında izlenebilecek en iyi yöntem, nörofizyolojik bir rahatsızlığın psikolojik yansımaları şeklindedir. Daha da özele inilecek olursa, misfonya rahatsızlığı bulunan bireyler, belirli desendeki seslere negatif duygusal reaksiyonlar vermekte, otonom sinir sistemi uyarılmaktadır.

Misfonya tedavisinde herhangi bir yasal tedavi metodu olmasa da multidisipliner yaklaşımların hastalara yardımcı olduğu görülmüştür.

Odyologlar, misfonya hastalarının tanılanmasında ve diğer işitsel problemlerin anlaşılmasında bu multidisipliner yaklaşımda yer almaktadırlar. Odyologlar aynı zamanda hastaları açık uygulama (open-fit) tarzı cihazlar kullanmaları konusunda yönlendirerek gerekli habituasyon sağlamakta, hangi sesleri ne zaman maskelemeleri gerektiği konularında yardımcı olmaktadır.

Psikologlar ise bu hasta grubunda misfonya ile mücadelede baş edebilme becerileri ve stratejileri geliştirmeye yönelik çalışmalar yapmaktadır.


Misfoni hastaların yönlendirilmesinde klinisyenlerin hastalara şu gibi faydaları dokunmaktadır:

Rahatsızlığın anlaşılması
Rahatsızlık başladığında gürlüğün azaltılması ve sürenin kısaltılması
Misfonya ya bağlı stres ve duygusal gerilimin azaltılması
Yaşam stili ve uyku düzeninin düzenlenmesi
Akademik ve sosyal fonksiyonların arttırılması
Aile içi misfonyaya bağlı gerilimlerin azaltılması.
Sonuç
Misfonyanın nöropsikolojik bir rahatsızlık olduğu ve duygusal etkileri sebebiyle odyoloji uzmanının yanı sıra psikolog eşliğinde tedavi edilmesi önemlidir. Misfonyanın multidisipliner yaklaşım ile daha kolay tedavi edileceği unutulmamalıdır.
Selam dostlar, makale çevirisi yapmaya çalışıyorum ama çeviri sitesi olarak pek efektif bir şey bulamadım. Sizin bir öneriniz var mı?
Parmak burun testi: Hasta kolunu tam ekstansiyondan fleksiyona
getirerek, parmağını kendi burnuna değdirir ve kolunu tekrar ekstansiyona getirir. Hasta bu
hareketi ardışık olacak şekilde yapar. Bir diğer ve yaygın olarak yapılanı ise hasta işaret
parmağını klinisyenin işaret parmağına değdirdikten sonra kendi burnuna değdirir, bu
hareket pek çok kez tekrarlanırken, klinisyen sürekli olarak parmağının yerini değiştirir (test
önce göz açık sonra göz kapalıyken yapılır). Santral patolojilerde hasta bu testte başarılı
olamaz (Brandt et al., 2013).
Odyoloji mezunu olup hangi alanda yüksek lisans yapmak iş bulma alanımızı daha çok genişletip bizi geliştirir? Bir de eğer akademisyen olma hayalimiz yoksa devlet hastanesinde çalışacak olan odyoloğun yüksek lisans yapması hangi açılardan avantajlı olmasını sağlar?
Son olarak hangi üniversitelerdeki dkt yl bölümleri odyoloji mezunlarını kabul ediyor? Birçoğu sadece dkt mezunu olmasını istiyor çünkü.
https://instagram.com/odyogram_com burasıda instagram hesabımız takip edebilirsiniz, edin yani bi zararı yok, arada duyuru falan yapıyoz edin yani. Bide şey arkadaşlarınıza da duyurun
Vestibulooküler Refleks(VOR): VOR, çok hızlı çalışan bir refleks olup, net bir görüş sağlayabilmek için kafanın dönme hareketlerine karşılık göz hareketleri oluşmasını sağlar. Bir objenin görülebilmesi için; gözlerin objede kısa bir süre de olsa odaklanması, nesnenin retinadaki görüntüsünün sabitlenmesi gerekir. Yani, bakışın sabit olması gerekmektedir. Bu baş hareketleri ile göz arasındaki ilişki denge için çok önemlidir ve VOR’un asıl çalışma nedenidir. Semisirküler kanallar, başın pozisyonu her değiştiğinde bu değişikliği algılamaktadırlar. Bununla birlikte gözlerin baş hareketinin büyüklüğüne eşit ve baş hareket yönünün tam tersi yönüne doğru kaymasını sağlayacak uyarılar iletirler. Bu uyarıların vestibüler çekirdekler ile MLF yoluyla, gözleri hareket ettiren kaslara iletilmesi sayesinde bu düzenek oluşabilmektedir.
Semisirküler kanallarda algılayıcı organel kupuladır ve ampulla adı verilen şişkin bölgede konumlanmışlardır. Semisirküler kanallarda bulunan reseptör hücreler, crista adı verilen yapı üzerinde konumlanmıştır. Kupula adı verilen yapı, cristanın üzerini tamamen kaplayarak sıvı geçirmez bir ortam oluşturur.

görsel


Endolenfin kupulayı hareket ettirmesi sonucu sterosiliaların kinosilyuma doğru eğilmesi uyarılmaya (eksitasyon), kinosilyumdan diğer tarafa doğru eğilme hareketi ise inhibisyona sebep olur. Sterosilyaların kinosilyuma doğru olan bu hareketi tüy hücre membranlarında depolarizasyonu ve vestibüler afferent fibrillerin ateşlenmesinde artışı sağlar. Buna karşın bunun tam tersi bir hareket tüy hücre membranlarında hiperpolarizasyona sebep olarak vestibüler afferent fibrillerde ateşlenmenin azalmasına sebep olur.

görsel


Sterosilyaların kinosiyuma eğilmesi sonucu K kanalları açılır. Hücre içinde depolarizasyon olur. Voltaj bağımlı Ca kanalları açılır. Sinaptik aralığa glutamat salınımı olur. Afferent sinir uyarılır. Bunun tam tersi hücre dışına K iyonlarının çıkması ve kanalların kapanması sonucu hücrede hiperpolarizasyon olur ve hücre inhibe olur.

Semisirküler kanallarda uyarılma karşı kulakta aynı düzlemde yer alan konumdaki eşi ile birlikte değerlendirilir. Buna göre horizontal kanallar aynı düzlemdeyken, bir kulağın anterior kanalı ile karşı kulağın posterior kanalı aynı düzlemde olur. Afferent yollardaki çaprazlaşmalar sayesinde bu kanallar sürekli bağlantı halindedir.
Odyolojide ne kadar gelişebiliriz mezun olup cevaplayacak birisi var mı?
Ne gibi bir hayat bekliyor olabilir bizleri...
Herhangi bir kitabi almadan siparis vermeden once incelemek istiyorum bunun icin kaynaklarin pdfsine ulasabilecegim bir site var mi