Üsküdar Üniversitesi bölüm başkanıdır.Yenilikçi ve ezbere karşı bir hocadır.Sorduğu sıra dışı sınav sorularıyla eğitim hayatınızda yeni bir çağ başlaması muhtemeldir.
Misfonya Jastreboff tarafından adlandırılmıştır. Misfonya işitsel kökenli bir rahatsızlık olup, beynin sempatik sinir sistemi ve duygusal değerler ile ilgili işlemler yapan kısımlarını etkilemektedir. Hiçbir zaman psikolojik veya fizyolojik bir rahatsızlık olarak tanımlanmamıştır. Bu sebeple ruh sağlığı alanında çalışan hekimler misfonya araştırmalarını yaparken sınıflandırma ile ilgili çelişkiler yaşamaktadır.

Yayınlanan makalelerde misfonya sınıflandırılmasında kesin karara varılamamıştır. Bu durum rahatsızlığı bulunan kişilerin kafasını karıştırmaktadır. Yakın zamanda varılan fikir birliği ile misfonyanın psikolojik bir rahatsızlık olmadığına inanılmaktadır.

Misfonya’nın sınıflandırılmasında izlenebilecek en iyi yöntem, nörofizyolojik bir rahatsızlığın psikolojik yansımaları şeklindedir. Daha da özele inilecek olursa, misfonya rahatsızlığı bulunan bireyler, belirli desendeki seslere negatif duygusal reaksiyonlar vermekte, otonom sinir sistemi uyarılmaktadır.

Misfonya tedavisinde herhangi bir yasal tedavi metodu olmasa da multidisipliner yaklaşımların hastalara yardımcı olduğu görülmüştür.

Odyologlar, misfonya hastalarının tanılanmasında ve diğer işitsel problemlerin anlaşılmasında bu multidisipliner yaklaşımda yer almaktadırlar. Odyologlar aynı zamanda hastaları açık uygulama (open-fit) tarzı cihazlar kullanmaları konusunda yönlendirerek gerekli habituasyon sağlamakta, hangi sesleri ne zaman maskelemeleri gerektiği konularında yardımcı olmaktadır.

Psikologlar ise bu hasta grubunda misfonya ile mücadelede baş edebilme becerileri ve stratejileri geliştirmeye yönelik çalışmalar yapmaktadır.


Misfoni hastaların yönlendirilmesinde klinisyenlerin hastalara şu gibi faydaları dokunmaktadır:

Rahatsızlığın anlaşılması
Rahatsızlık başladığında gürlüğün azaltılması ve sürenin kısaltılması
Misfonya ya bağlı stres ve duygusal gerilimin azaltılması
Yaşam stili ve uyku düzeninin düzenlenmesi
Akademik ve sosyal fonksiyonların arttırılması
Aile içi misfonyaya bağlı gerilimlerin azaltılması.
Sonuç
Misfonyanın nöropsikolojik bir rahatsızlık olduğu ve duygusal etkileri sebebiyle odyoloji uzmanının yanı sıra psikolog eşliğinde tedavi edilmesi önemlidir. Misfonyanın multidisipliner yaklaşım ile daha kolay tedavi edileceği unutulmamalıdır.
10 Ekim Dünya Odyologlar Günü sebebiyle o bir açıklama yapan İstanbul Aydın Üniversitesi (İAÜ) Sağlık Bilimleri Fakültesi Odyoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Özlem Konukseven, "Odyologlar, insanlar sorunsuz ve sağlıklı duyabilsinler diye var. Peki odyologları duyacak kim var?" diye sordu.

Prof. Dr. Konukseven, odyologların, uzmanlıkları gereği erken işitme kaybı tanısı, erken işitme cihazı kullanımı, erken işitme ve konuşma rehabilitasyonu gibi konularda hizmet verdiğini ve bu sayede hastaların işitme kaybını minimum düzeye indirmeyi amaçladıklarını hatırlattı.

"BİZ MESLEĞİMİZİ YAPMAK İSTİYORUZ"

Odyologlar, gürültü ölçümlerini yaparak işitmenin korunması hakkında gerekli önerilerde bulunabilen, işitme tarama programlarında görev alabilen, bu programlardaki testleri yaparak işitme sağlığının korunması ve işitme kaybını önlenmesi için çalışmalar yapabilen, işitme ile ilgili eğitim programlarının hazırlanmasında görev alabilen ve işitsel algı değerlendirilmesi ve rehabilitasyonunu çalışmalarını gerçekleştirebilen kişiler olarak tanımlanıyor.

Ayrıca odyologların, cerrahi işlemler esnasında cerrahın gerekli görmesi durumunda işitme ve denge ile ilgili sinir monitörizasyonunu sağladığını ve kulağa implante edilen cihazlarda ameliyat sırasında ve sonrasında gerekli ayarlamaları yaptığını ifade eden Prof. Dr. Konukseven, şöyle konuştu:

"Ancak bunca kritik ve yaşam kalitesini doğrudan etkileyen hizmete rağmen odyoloji alanında istihdam oranı son derece düşük. Kamu alanındaki atamalar yetersiz kalıyor. Bu saydığımız hizmetlerin tam, eksiksiz ve hakkıyla verilebilmesi için her rehabilitasyon merkezinde ve her hastanede en az birer tane odyolog bulunması lazım. Biz mesleğimizi yapmak istiyoruz."
attığım diğer kitapları baktınız mı ? bakmadıysanız hemen şuan onlara bir bakın…(bkz:babanızdan hergün size bir odyo kitabı)
bugünkü kitabımız; vestibüler nörit, vestibüler sistem, vestibüler migren, vestibüler rehabilitasyon, vestibüler testler, vestibüler rehabilitasyon egzersizleri, vestibüler aquaduct, vestibüler anamnez formu, vestibüler anatomi, vestibüler ark, vestibuler cekirdekler, vestibüler serebellum, vestibüler değerlendirme, vestibüler disfonksiyon, elektrofizyolojik vestibüler testler, vestibüler fonksiyon gibi alt başlıkların yer aldığı temel vestibüler kitabıdır. link adresi burada indiriniz. iyi okumalar.
Vestibüler organların kanlanması labirentin arterinden sağlanır. Labirentin arter, anterior serebellar arter, inferior serebellar arter ve basiller arterden köken alır. İki dala ayrılır.

İlk dalı olan anterior vestibüler arter; utrikul, anterior ve horizontal semisirküler kanalı besler

İkinci dal olan koklear arter ikiye ayrılır. Bu arter de koklea, sakkul, anterior, posterior ve horizontal semisirküler kanalı besler.

görsel
hala hemşirelerin abr testi yapması hakkında ne düşünüyorsunuz?
geçtiğimiz aylarda referans merkezde yapılan ulusal yenidoğan tarama eğitiminde özel ve devlet hastanelerinden bir çok hemşire vardı.
Abr testini nasıl olur da hemşireler yapar. En ufak ses ve hareketin bile etkilediği bu testte ne kadar başarılı olabilirler? Kaldı ki hala eski cihazların kullanılıyor olması da ayrı ironi. Yani dalgayı ne olursa olsun takip etmek zorunda.
Bazen gürültüden veya elektrot temasından kaynaklanan hatalarla test geçti cevabı verebiliyor.
Bunu hemşire anlayabilecek mi?
Bu saçma uygulama ne zaman son bulacak merak içindeyim.
Samsun Galata İşitme cihazları merkezinde çalışacak Odyolog ve Odyometrist çalışma arkadaşları aranmaktadır. İletişim: 0531 253 7653
Türkiye şartlarında iki meslek çokta farklı sayılmamakta. Halbuki biri lisans iken diğeri önlisans. Farklı sayılmamasının sebepleri arasında odyolog meslek tanımının tam olarak oturmamış olmasıda var elbette. ama bence en önemli etken türkiyedeki işverenlerin az parayla çok iş yapmaya çalışmasıdır. Adam odyolog almak yerine odyometrist alıyor hem düşük ücret veriyor hemde odyometristin tanımında olmayan şeyleri ona yapmakta; sekreterlik, temizlik gibi. bu kadar yoğun çalışma içerisinde bir asgari ücret veya asgari ücretin 100-200tl üzerinde maaşlar vermekteler. bu ücretlere yol yemek dahil değil tabii ki de. işitme cihazı sektöründe patronlar nasıl daha büyük havuzlu bir villa almayı düşünürken çalışanları ay sonunu nasıl getireceğini düşünmekte. bu durum sadece odyometristler için geçerli değil tabii bir çok meslek grubunda bu olay var. odyologlar dahil. nasıl daha iyi hale getirebiliriz bilmiyorum ama sorun açıkça ortada.
Kesin olmamakla birlikte bau odyoloji hakkında böyle bir duyum var.
E artık kim kafasına göre bölümü açmaz.
En azından mezun sayısı azalacak kısmen #lol

Olayın aslını bilen varsa aydınlatsın.
Korpus Kallosum:
Latince “sert cisim” anlamına gelen korpus kallosum, beyinde bulunan bir yapıdır. Serebral korteks loblarını, sol ve sağ yarıküreler olarak ikiye bölen, kalın bir sinir lifleri bantıdır; hatta tüm sinir sistemindeki en kalın banttır. Yani iki yarıküre arasında iletişimi sağlamak üzere, beynin sağ ve sol yanlarını bağlar. Korpus kallosum, hareketsel, duyusal ve bilişsel bilgiyi, yarıküreler arasında aktarır.

Korpus kallosum, beyindeki en geniş lif demeti olup, 200 milyon civarında (tahmin elektron mikroskopuna değil de, ışık mikroskopuna dayalı olarak yapıldığından, gerçek sayı muhtemelen daha yüksektir) akson içerir. Karşılaştıracak olursak, her bir optik sinir için sayı 1,5 milyon ve işitsel sinir için sayı 32.000’dir. Kesit alanı 7 cm2 kadardır ve “birleştirici lifler” olarak bilinen beyaz madde liflerinden oluşmuştur. Kabaca C şeklinde olan korpus kallosuma bazen “büyük serebral birleştirici” de denir. Beynin orta hattında, serebrumun altında bulunur. Beyin yarıkürelerini ayıran derin bir oyuk olan “yarımküreler arası yarık“ın içine yerleşmiştir.

İşlevi Nedir?

1950’li yıllara kadar, korpus kallosumun işlevi bütünüyle bir sırdı. Arada bir bu yapı olmadan doğan insanlara rastlanıyordu. Hekimler bazen yapıya kesik atarak, epilepsi hastalarında bir lobda başlayan atağın diğerine geçmesini önlemeyi ya da derinlerdeki bir tümöre ulaşmayı başarıyordu. Her iki durumda da, korpus kallosumu yarılan bireylerde ciddi bir yan etki görülmüyordu. Hatta o yıllarda, şakayla karışık, belki de korpus kallosumun tek görevi iki lobu birbirlerine yakın dursunlar diye tutmaktır diyenler vardı. 1955 yılında, Şikago Üniversitesi’nde psikolog Roger Sperry danışmanlığında çalışan lisansüstü öğrencisi Ronald Myers, bu devasa lif demetinin işlevini açığa çıkaran bir dizi deneyi gerçekleştirdi.

Bugünkü bilgilerimize göre, korpus kallosumun beyinde dahil olduğu işlevler arasında şunlar bulunuyor:
— Beyin yarıküreleri arası iletişimi sağlamak,
— Göz hareketleri ve görme,
— Uyarım ve dikkat dengesinin sürdürülmesi,
— Dokunsal yer tayini.
kaynak: bilimfili.com
Bu kadar mezun ve işsiz insan varken hala üniversitelerin odyometri mezunu vermesi mantıklı mıdır?
Odyoloji dalı zaten insanlar tarafından çok bilinmeyen bazen hiç önemsenmeyen bir birim olarak görülmekte(bazı özel hastanelerde) bu dalın gelişmesi için atılan adımlar sizce var mı ? Ben bu duruma çok üzülüyorum. Bu bölüme maaş vermeyi çok görüyorlar bu da canımı sıkıyor lise mezunu hemşireyle aynı maaşı almak reva mıdır?
Bence hem odyoloji hem odyometristlerin birlik içinde olup odyometri bölümünün kapatılması için bişeyler yapmalı hala mezun veren bu bölüm tüm odyoloji dalında tıkanmalara neden olmaktadır. Hem odyolojiden hem odyometriden her yıl bir çok mezun çıkarken ve bu bölümün artık 4 yıllık ve daha kapsamlı olması odyometrist ihtiyacını 0'a çekmektedir. Odyometrist işsiz de çok var odyolog işsiz de çok var bu bölümün kapanması iki bölüm için de en iyi olanı. Sizin bu konu hakkında düşüncelerinizi çok merak ediyorum. Herkese iyi çalışmalar dilerim...
Zar labirent, kemik labirentin içinde bulunur ancak onu tamamen doldurmaz. Zar labirentin etrafında perilenf bulunur ve destekleyici bağ dokuları sayesinde kemik labirente tutunur. 5 duyu sensörü içerir. Bunlardan 3 tanesi semisirküler kanalların membranöz kısımları ve diğer iki tanesi de utrikul ve sakkul denilen otolit organlardır. Zar labirent, endolenf denilen bir sıvıyla doludur.

Endolenf, perilenfin aksine yüksek potasyum konsantrasyonuna sahiptir ve stria vaskülaristen kaynaklandığı düşünülmektedir. Bu yüksek potasyum konsantrasyonu sayesinde hareket algılama mekanoreseptörlerinin yönlendirilmesi sağlanır. Bu iki sıvının birbiriyle direkt bağlantısını sağlayan herhangi bir geçiş yolu bulunmamaktadır.
Östaki borusu (Tuba auditiva) orta kulağı yutağa (nazopharynx) bağlar. Görevi orta kulak
boşluğundaki hava basıncının dışarıdaki atmosfer basıncı ile aynı kalmasını sağlamaktır. Ses dalgaları
kulak zarını hareket ettirdiğinde, orta kulaktaki kemikçikler de sırayla hareket ederler. Kemikçikler hava
ortamında çalışırlar ve ortam basıncı östaki borusu aracılığıyla dengelenir. Bu sıralı hareket sonrasında
stapes kemiği oval pencere ile iç kulaktaki sıvıyı hareket ettirerek duyma iletisini aktarır.
opisthotic: Kulakardı, kulakarkası.

ossiculectomy: Kulak kemikçiklerini çıkarma ameliyesi, osikülektomi.

ossiculotomy:Kulak kemikçikleri ameliyatı.

ostium tympanicum tubae auditivae: anat. Kulak borusunun, kulak tüngürünün ön çitindeki, ağzı.

otagra: Kulak ağrısı, otalji.

otalgia: Kulak ağrısı, otalji.

otalgic: 1. Kulak ağrısına ait; 2. Kulak ağrısı ilacı.

otectomy: İç ve orta kulak dokularının ameliyatla çıkarılması, otektomi.

othelcosis: Kulak cerahatlanması.

othematoma: Dış kulak hematomu, kan oturması nedeniyle dış kulağın şişip morumsu renka lışı ile belrigin durum.

othemorrhagia: Kulaktan gelen kanama, kulak kanaması.

othemorrhea: Kulak kanaması.

othygroma: Kulakmemesinde su toplanması.

otiatrics: Kulak hastalıkları ilmi ve tedavisi, otiyatri.

otitis: Kulak iltihabı, otit.

otitis externa: Dışkulak iltihabı.

otitis interna: İçkulak iltihabı.

oto- : Kulakla ilgili.

otoantritis: Kulakta antrum iltihabı.

otoblennorrhea: Kulaktan mukoza akması, otoblenori.

otocatarrh: Kulak nezlesi.

Otolith: 1. Orta kulakta oluşan taş; 2. See: Otoconia.

Otolithiasis: Kulak taşı, kulakta taş bulunması.

Otologist: Kulak uzmanı, otolojist, otolog.

Otology: Kulak ve kulak hastalıkları bilgisi, kulakbilim, otoloji.

Otomicroscope: Kulak mikroskopu.

Otoncus: Kulak tümörü.

Otonecrectomy: Kulaktan nekrozlu dokuların ameliyatla çıkarılması.

Otoneuralgia: Nevraljik kulak ağrısı.

Otoneurasthenia: Kulak hastalığından doğan nevrasteni.

Otopathy: Kulak hastalığı, otopati.

Otopharyngeal: Kulak ve farenkse ait.

Otopiesis: 1. Kulak zarının içe çökmesi; 2. İç kulağın basınç onucunda sağırlığa sebep olması.

Otopolypus: Kulak polipi, otopolip.

Otopyorrhea: Kulaktan cerahat akması, otopiyore.

Otopyosis: Kulak cerahatlanması, kulağın cerahatli hali, otopiyoz.

Otorhinolaryngology: Kulak, burun ve boğazın iltihabı, görevleri ve hastalıkları ile uğraşan bilim dalı.

Otorhinology: Kulak-burun bilgisi, otorinoloji.

Otorrhagia:Kulak kanaması, otoraji.
odyoloji araştırma görevlisi olmak için tam olarak hangi şartları barındırmak gerekiyor? ales sınavından kaç almak bizim için yeterli olacaktır. odyoloji araştırma görevlisi mülakatında hangi soruları soruyorlar?
benim durumumda olan başka arkadaşlar da var mıdır bilemiyorum ama yine de yazmak istedim. kendi adıma konuşacak olursam daha önce işitme cihazı ve hastane stajı yapmıştım (tabi pandemi döneminde bunlara ne kadar staj diyebilirsek...). fakat hiç rehabilitasyonda staj yapamadım. kimi arkadaşlar da rehabilitasyonda yapıp diğer alanlarda yapamamış olabilirler.

bir aydan daha kısa süre sonra mezun olacağım ve işitme cihazı alanında çalışmak istemiyorum. hastane ya da kliniklerde ise iş imkanlarının rehabilitasyondan daha az olacağını düşünüyorum. bu konudaki endişelerim yersiz mi emin değilim ama gerçekten mezun olduktan sonra ne yapacağım bilmiyorum.

en azından bir haftalığına bile olsa o ortamın içinde olmak önemli. kaç tane merkeze başvurduysam hiçbiri pandemiden dolayı kabul etmedi. mezun olduktan sonra da stajyer olabilir miyim acaba diye bile düşünmeye başladım. denemekten vazgeçmedim, hala bir yerlere başvuruyorum ama ümitli değilim. sizce ne yapmalıyım ya da benimle benzer durumda olan var mı?